Antik Roma’da çalışma hayatı ve emek, günümüzdeki gibi sadece bireysel mesleklerden ibaret değildi; geniş bir aile yapısı ve toplumsal sınıflar etrafında şekilleniyordu. Roma’da “familia” kavramı yalnızca kan bağı olan kişileri değil, köleleri, mülkleri ve tüm çalışanları da içeren geniş bir birimi (domus) kapsamaktaydı. Bu yapı içinde çalışma hayatı; zengin sınıfın mülk ve arazi yönetimi, yoksul ancak özgür Romalıların hayat mücadelesi ve asıl iş gücünü oluşturan kölelerin sürekli emeğine dayanmaktaydı. Aile içindeki bireylerin ve kölelerin yaşantıları, yasal durumları, özgür olup olmadıkları, toplumda ne tür işler yapacaklarını kesin çizgilerle belirliyordu.
Meslek Eğitimi, Çıraklık ve Zanaatın Aktarımı
Eğitim ve meslek edinimi çoğunlukla hane içinde başlar ve usta-çırak ilişkisi etrafında gelişirdi. Zanaatkarlık ve çiftçilik gibi temel ekonomik alanlarda erkek çocuklar, mesleki bilgileri çok küçük yaşlardan itibaren doğrudan babalarının yanında çalışarak öğrenmekteydi. Öte yandan, akraba veya tanıdıkların yetim kalan çocukları da eve alınıp o meslekte çırak olarak yetiştirilebiliyordu. Eğitim sadece özgür çocuklara has değildi; kölelerin mesleki eğitimi de çok önemli bir yer tutardı. Özellikle “verna” denilen, evde doğmuş köle çocuklarının yetiştirilip yeteneklerine göre yönlendirilmeleri için okullara gönderildikleri olurdu. Azatlılar ve eğitimli köleler; kütüphanecilik, öğretmenlik, stenograflık (notarius), sekreterlik ve yazıcılık gibi değerli zihinsel işlerde çalıştırılırlardı.
Özgür Yurttaşlar ve ‘Cliens’ (Koruma) Sistemi
Zengin olmayan, işsiz veya yeterli geliri bulunmayan özgür vatandaşların ekonomik hayatta ayakta kalması “Cliens” sistemi üzerinden işliyordu. Cliensler, zengin ve güçlü bir patronusa (koruyucuya) bağlı olarak yaşayan özgür kişilerdi. Sabahları koruyucularının kabullerine katılmak, ona eşlik etmek ve siyasi/toplumsal hayatta destek vermekle görevliydiler. Buna karşılık patronus, onlara hukuki destek sağlar ve İmparatorluk döneminde “sportula” adıyla bilinen günlük bir nakdi ücret (örneğin Traianus döneminde günde 6.1/4 sesterzius) veya yiyecek öderdi. Sportula’nın yanı sıra devletin dağıttığı bedava veya ucuz tahıl (buğday, ekmek, bazen zeytinyağı ve şarap), şehirdeki işsiz yurttaş proletaryasının var olabilmesi ve beslenmesi için en temel dayanaktı.
Köle Emeği: Familia Urbana ve Familia Rustica
Roma ekonomisinin asıl yükünü omuzlayan, üretim ve hizmet sektörünün belkemiği kölelerdi. Savaşlarla elde edilen veya pazarlardan alınan devasa köle kitleleri, çalışma alanlarına göre iki ana gruba ayrılırdı: Kırsaldaki büyük çiftliklerde çalışan “familia rustica” ve şehirdeki evlerde/işyerlerinde görevli olan “familia urbana”. Şehir içi kölelerin görev tanımları çok geniş ve uzmandı. Zengin bir evin hizmetini yürüten aşçılar (coquus), baş aşçılar (archimagirus), alışveriş görevlileri (obsonator), oda uşakları (cubicularius), masörler (unctor), berberler (tonsor), hizmetkarlar (structor), tahtırevan taşıyıcıları (lectiarius) ve giysi dolabı görevlileri (vestiarius) gibi özel iş kolları mevcuttu. Bu kalabalık personelin başında yönetici olarak “atriensis” ve onun bir nevi vekili olan “vicarius” bulunurdu. Büyük hanelerdeki köleler kendi aralarında devlet bürokrasisini andıran unvanlarla (quaestor, tribunus vb.) örgütlenerek collegiumlar da kurabilmekteydiler.
Şehirdeki Esnaflar, Dükkanlar ve Zanaatkarlar
Roma şehirlerindeki ticaret ve zanaat hayatı, sokak kenarlarındaki “taberna” adı verilen çok sayıdaki dükkanlarda yoğunlaşırdı. Çok katlı kiralık evlerin (insula) alt katlarındaki bu mekanlar, asma katları veya arka bölümleriyle aynı zamanda esnafların yaşadığı yerlerdi. Şehrin en önemli esnaflarından biri fırıncılardı; Roma’da fırıncılık ayrı bir iş koluydu ve Pompei’deki pek çok fırın dükkanının yanı sıra Ostia’da Antikçağ ölçülerinde devasa fabrika sayılacak ekmek üretim merkezleri bulunmaktaydı. Kasaplar, manavlar ve şarap satıcıları da halkın gıda ticaretini yürütürdü. Temizlik sektörü, “fullones” (çuha çırpıcıları) tarafından idare ediliyordu; bu kişiler sokaklara amforalar bırakarak giysilerin temizlenmesinde kimyasal olarak kullanmak üzere idrar toplarlardı. Berber dükkanları (tonstrinae) ise sadece saç-sakal bakımı yapılan yerler değil, merkeze yakın bir buluşma ve sosyalleşme noktasıydı. Alt sınıf, öğünlerini evde pişirmek yerine genellikle sokaklardaki “popina” adı verilen aşçı dükkanlarından/lokantalardan sıcak hazır yemek alarak temin ediyordu.
Çalışan Kesimin Yaşam Standartları: Beslenme, Giyim ve Barınma
Esnaf, köle ve yoksul işçilerin yaşantıları genel olarak zorluydu ve gösterişten uzaktı. Çalışan kesim, Ostia ve Roma’daki “insula” adı verilen çok katlı apartmanların dördüncü veya beşinci katlarındaki hücresel, mutfaksız dairelerde veya tabernaların arkasında barınırdı. Üst katlara su basıncı yetmediğinden, işçiler kullanım sularını sokaktaki veya iç avlulardaki kuyulardan/çeşmelerden taşımak zorundaydı. Beslenmeleri çoğunlukla nişastadan yapılan “plus” adı verilen ucuz lapa, iri taneli fasulye ve bezelyeye dayanırdı; et kurban ve bayram günleri dışında nadir görülen bir lükstü. Giyimde gösteriş yerine işlevsellik ön plandaydı; işçiler ve köylüler, açık havada başlarına Galya kökenli huni biçimli kalın “cucullus” adı verilen başlıklar takar ve ayaklarına sağlam tabanlı, çivili ve deriden “caliga” veya “carbatina” denilen iş ayakkabıları giyerlerdi. Bu yoksul kesimin öldükten sonra onurlu bir şekilde gömülebilmesi bile, “collegia funeraticia” adı verilen mezar/dayanışma dernekleri sayesinde yürütülmekteydi; üyeler düşük aylık ücretler karşılığında “columbarium” adı verilen devasa güvercinlik biçimli yeraltı mezarlarında bir oyuk edinmeyi güvenceye alırlardı.




Yorum Yok